Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
Advert

Yasemin Evren Yazdı: "Zamanımız Varken"

Yasemin Evren Yazdı:
Yasemin Evren Yazdı: Ekspres Aydın
Advert

Zamanımız varken yaşamalı hayatı. Hem de kötülere, kötülüklere rağmen. Evreni güzelleştirmeli gülen yüzlerimizle. Kahkahalarımız çınlamalı dört bir yanı, somurtanlara inat. Sevmeli, sevilmeli ölçüsüzce. Papatyalardan taç yapmalı baharda, kırlara uzanıp. Gökyüzünü seyretmeli doyasıya. Ellerinden tutup çocukların, oyunlarına karışmalı. Halaylar çekilmeli omuz omuza. Zeybekler oynanmalı, yere diz vurarak. Ve söylenmeli sevdalar vakit varken sevgilinin kulağına. Yaşamak ciddî bir iştir dostum, becerebilene... Ne güzel duygudur, dostlarla aynı havayı paylaşmak. Cömertçe duygu alış verişi. Yılların eskitemediği dostluklar onarır yürek yaralarını. Selâm olsun benden, o gülen yüzlere. Bizim çocukluğumuzda önlükler siyah, yakalar beyazdı. O zamanki anılar siyah beyaz bir sandıkta kilitli kaldı. Ara sıra sandığın kilidini açıp anıları gün yüzüne çıkarıyoruz. Kimisi mutlandırıyor bizi, yürek yangınımızı tazeliyor kimisi. Yaşantımızdaki hep mutlandıysan anıları, gönül sancılarımızda kararmadan saklayabilmek asıl marifet. Evdeyken düşünelim, yemek yerken, yürürken, hayatın her anında düşünelim. Bizi kısıtlayan toplum kurallarını düşünelim. Toplum biziz, ben, sen, o... O halde bu kuralları da biz yarattık. Tüm yaşantımızı, "el bize ne der?" saçmalığı üzerine kurduk. Kendimiz olmaya cesaret edemedik bir türlü. Kendimiz değişmediğimiz gibi farklı yaşantıları olanları ayıpladık. Biz başkaları için "el"dik çünkü. Eleştirmeyi sevdik. Bunun yanında başkalarının da bizi eleştireceği korkusu zehir etti tüm dünyamızı. Toplumsal parmaklıklar ördük kendi çevremize. "Ne derlerse desinler, kötü söz sahibine aittir" diyemedim. Özgürce adım atamadık hiç. Sokak kapısından çıkarken saçımızı, giysilerimizi düzelttik. Daha bir kapattık yakamızı. Yoksa neler demezdi bize başkaları? Sahte güldük, sahte yaşadık. Mutlu görünmeye çalışırken, içimize alıştığımız gözyaşları gerçekti ama. "Keşke"lerle doludur hepimizin hayatı. Biz kendimiz olamadığımız sürece de hep olacak o "keşke"ler. İnsana saygılı olmayı beceremiyoruz ki doğaya saygılı olalım. Dostumuzun, komşumuzun, mutluluğunu, başarısını göstermelik alkışlasak, kutlasak, sırtını sıvazlasak da kaçımız kıskanmamışızdır içimizden? Doğa canlıdır. Yapılan iyiliği de kötülüğü de unutmaz. Önemser ve korursak ödüllendirir bizi. Çiçek çiçek, meyve meyve, dal dal, sarar sarmalar da. Katledersek intikamını alır bir şekilde. Şimdi intikam alıyor işte. Doğa özgür, bizler hapiste. Mahkûmluk günlerimizde olsun biraz düşünebilsek! Neden? Neden yaşanıyor bunca acı? İnsana, doğaya saygılı olmaya başlasak bir an evvel. "Keşke" lerimizin azaldığı, "İyi ki" lerimizin çoğaldığı, emeğe ve emekçiye değer verdiğimiz, aydınlık ve hoşgörülü günlerin özlemiyle.

ekspres aydın yazarlar köşe yazısı oku
Advert
Yorum
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ÜMMET AKIN’A İLK TESPİTTE YALNIZCA İKİ DOSYADAN 1 MİLYON TL KAMU ZARARI
ÜMMET AKIN’A İLK TESPİTTE YALNIZCA İKİ DOSYADAN 1 MİLYON TL KAMU ZARARI
İzmir'de kadın cinayeti: Sokak ortasında bıçaklanarak öldürüldü
İzmir'de kadın cinayeti: Sokak ortasında bıçaklanarak öldürüldü