Türkiye'nin kadınlara doğum borçlanması hakkı borcu var!

Doğum borçlanmasında aranan ‘önce sigorta' koşulunun kaldırılması, Anayasa ile güvence altına alınmış ‘eşitlik ilkesi' gereği, Türkiye'nin kadınlara borcudur.

Türkiye'nin kadınlara doğum borçlanması hakkı borcu var!
Türkiye'nin kadınlara doğum borçlanması hakkı borcu var! Ekspres Aydın
Advert
22 Ocak İçerik Kaynağına Git 04:26 Türkiye'nin kadınlara doğum borçlanması hakkı borcu var! Doğum borçlanmasında aranan ‘önce sigorta' koşulunun kaldırılması, Anayasa ile güvence altına alınmış ‘eşitlik ilkesi' gereği, Türkiye'nin kadınlara borcudur. Onur BAKIR Sendika Uzmanı Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) ile ilgili yapılması beklenen yasa değişikliği, bu sorunu yaşayan kesimlerde büyük bir heyecan yarattı. Ancak bu değişiklik yapılsa, yani ilk sigorta girişi 8 Eylül 1999’dan önce olanlar için emeklilikte aranan yaş koşulu kaldırılsa bile, emekli olamayacak kayda değer bir nüfus var. Emeklilikte sadece yaşa değil prime de takılan, yaş koşulu aranmasa bile emekli olmak için gereken sigorta prim gün sayısı koşulunu karşılayamadığı için emekli olamayan bu grubun çok büyük çoğunluğunu da kadınlar oluşturuyor. Bu yazıda, bu sorunu yaşayan kadınların mağduriyetini bir nebze olsun giderebilecek bir talebi, yani doğum borçlanması için aranan “doğumun sigorta başlangıcından sonra gerçekleşmiş olması” koşulunun kaldırılmasını ele alacağım. Altını çizerek belirtmek isterim ki, bu kısmi ve sınırlı bir çözüm. Kadınların emeklilik ile ilgili yaşadığı devasa sorunların çözülebilmesi için çok daha kapsamlı ve kapsayıcı bir reforma ihtiyaç var. Bununla birlikte, ortada hem yasal hem toplumsal bakımdan çok büyük bir haksızlık da var. Tam da bu yüzden, bu yazı, az önce belirttiğim bütüncül bir reform ihtiyacını göz ardı etmeden, bu haksızlığın acilen giderilmesi gerektiğini; yasal, toplumsal, iktisadi, demografik ve istatistiki dayanakları ile göstermeyi amaçlıyor. EMEKLİLİKTE YAŞA TAKILAN KADINLAR 1999’da yapılan değişiklikten önce yaş koşulu yoktu. Örneğin kadın işçiler, 20 yıl sigortalılık süresini ve 5 bin gün sigorta primini doldurduğunda emekli olabiliyordu. Ancak 1999’ta DSP-MHP-ANAP koalisyonu döneminde yapılan değişiklikle hem yaş koşulu getirildi hem de doldurulması gereken prim gün sayısı artırıldı. Bu nedenle 8 Eylül 1999’dan önce sigorta girişi olan kadınlar işçiler için emeklilik yaşı 40 ila 56 yaş arasında, prim gün sayısı ise 5.000 ila 5.975 gün arasında değişiyor. Sigorta giriş tarihi ne kadar geç ise yani 1999’a ne kadar yakınsa, emeklilik yaşı ve prim koşulu da o kadar yükseliyor. Kendi hesabına çalışanlar ve kamu çalışanları için prim gün sayısı 7.200, emeklilik yaşı ise 40 ila 58 arasında değişiyor. EYT düzenlemesi yapıldığı ve 8 Eylül 1999 öncesi sigorta girişliler için yaş koşulu kaldırıldığı takdirde, prim gün sayısını doldurmuş ancak henüz yaşını doldurmamış kadınlar derhal emekli olabilecekler. EMEKLİLİKTE PRİME TAKILAN KADINLAR Gelelim emeklilikte hem yaşa hem prime takılan kadınlara. Kadın işçiler örneği üzerinden gidecek olursak 5.000 ila 5.975 gün arasında değişen prim gün sayısı henüz dolmamış olanların emekli olabilmesi için ise önce eksik primlerini tamamlaması gerekiyor. EYT’li olabilecekler havuzunda yer alan yaklaşık 2 milyon kadın işçinin ortalama prim gün sayısı 3.727 gün. Bu grupta yer alan kadın işçilerin emekli olabilmesi için gereken prim gün sayısı 5.000 ila 5.975 gün arasında değiştiği için; bu ortalama prim gün sayısı, yaş koşulu kaldırılsa bile yüz binlerce kadının prim koşulunu henüz yerine getirmediği için emekli olamayacağını gösteriyor. Kendi hesabına çalışanlar (4-b) ile kamu çalışanları (4-c) içinde aynı durumda olanlar da eklendiğinde, emeklilikte yaştan kurtulsa bile prime takılacakların sayısı çok daha artıyor. EKSİK PRİMLERİ TAMAMLAMANIN ÜÇ YOLU 22 Ocak İçerik Kaynağına Git 04:26 Türkiye'nin kadınlara doğum borçlanması hakkı borcu var! Doğum borçlanmasında aranan ‘önce sigorta' koşulunun kaldırılması, Anayasa ile güvence altına alınmış ‘eşitlik ilkesi' gereği, Türkiye'nin kadınlara borcudur. Onur BAKIR Sendika Uzmanı Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) ile ilgili yapılması beklenen yasa değişikliği, bu sorunu yaşayan kesimlerde büyük bir heyecan yarattı. Ancak bu değişiklik yapılsa, yani ilk sigorta girişi 8 Eylül 1999’dan önce olanlar için emeklilikte aranan yaş koşulu kaldırılsa bile, emekli olamayacak kayda değer bir nüfus var. Emeklilikte sadece yaşa değil prime de takılan, yaş koşulu aranmasa bile emekli olmak için gereken sigorta prim gün sayısı koşulunu karşılayamadığı için emekli olamayan bu grubun çok büyük çoğunluğunu da kadınlar oluşturuyor. Bu yazıda, bu sorunu yaşayan kadınların mağduriyetini bir nebze olsun giderebilecek bir talebi, yani doğum borçlanması için aranan “doğumun sigorta başlangıcından sonra gerçekleşmiş olması” koşulunun kaldırılmasını ele alacağım. Altını çizerek belirtmek isterim ki, bu kısmi ve sınırlı bir çözüm. Kadınların emeklilik ile ilgili yaşadığı devasa sorunların çözülebilmesi için çok daha kapsamlı ve kapsayıcı bir reforma ihtiyaç var. Bununla birlikte, ortada hem yasal hem toplumsal bakımdan çok büyük bir haksızlık da var. Tam da bu yüzden, bu yazı, az önce belirttiğim bütüncül bir reform ihtiyacını göz ardı etmeden, bu haksızlığın acilen giderilmesi gerektiğini; yasal, toplumsal, iktisadi, demografik ve istatistiki dayanakları ile göstermeyi amaçlıyor. EMEKLİLİKTE YAŞA TAKILAN KADINLAR 1999’da yapılan değişiklikten önce yaş koşulu yoktu. Örneğin kadın işçiler, 20 yıl sigortalılık süresini ve 5 bin gün sigorta primini doldurduğunda emekli olabiliyordu. Ancak 1999’ta DSP-MHP-ANAP koalisyonu döneminde yapılan değişiklikle hem yaş koşulu getirildi hem de doldurulması gereken prim gün sayısı artırıldı. Bu nedenle 8 Eylül 1999’dan önce sigorta girişi olan kadınlar işçiler için emeklilik yaşı 40 ila 56 yaş arasında, prim gün sayısı ise 5.000 ila 5.975 gün arasında değişiyor. Sigorta giriş tarihi ne kadar geç ise yani 1999’a ne kadar yakınsa, emeklilik yaşı ve prim koşulu da o kadar yükseliyor. Kendi hesabına çalışanlar ve kamu çalışanları için prim gün sayısı 7.200, emeklilik yaşı ise 40 ila 58 arasında değişiyor. EYT düzenlemesi yapıldığı ve 8 Eylül 1999 öncesi sigorta girişliler için yaş koşulu kaldırıldığı takdirde, prim gün sayısını doldurmuş ancak henüz yaşını doldurmamış kadınlar derhal emekli olabilecekler. EMEKLİLİKTE PRİME TAKILAN KADINLAR Gelelim emeklilikte hem yaşa hem prime takılan kadınlara. Kadın işçiler örneği üzerinden gidecek olursak 5.000 ila 5.975 gün arasında değişen prim gün sayısı henüz dolmamış olanların emekli olabilmesi için ise önce eksik primlerini tamamlaması gerekiyor. EYT’li olabilecekler havuzunda yer alan yaklaşık 2 milyon kadın işçinin ortalama prim gün sayısı 3.727 gün. Bu grupta yer alan kadın işçilerin emekli olabilmesi için gereken prim gün sayısı 5.000 ila 5.975 gün arasında değiştiği için; bu ortalama prim gün sayısı, yaş koşulu kaldırılsa bile yüz binlerce kadının prim koşulunu henüz yerine getirmediği için emekli olamayacağını gösteriyor. Kendi hesabına çalışanlar (4-b) ile kamu çalışanları (4-c) içinde aynı durumda olanlar da eklendiğinde, emeklilikte yaştan kurtulsa bile prime takılacakların sayısı çok daha artıyor. EKSİK PRİMLERİ TAMAMLAMANIN ÜÇ YOLU Gelelim asıl meseleye. Bu kapsamda olan yani emeklilikte yaş engeli kalksa bile prime takılan kadın işçilerin emekli olabilmeleri için eksik prim gün sayılarını tamamlamaları gerekiyor. Eksik günleri tamamlamak için de üç yol var: Sigortalı çalışmak, Koşulları mevcutsa isteğe bağlı sigorta yapmak, Prim borçlanması yapmak. İlk iki seçenekten birinin tercih edilmesi halinde, emekli olabilmek için prim gün sayısının tamamlanmasını beklemek gerekiyor. Borçlanma yapmak ise daha avantajlı çünkü, prim borçlanması yaparak, yani eksik prim gün sayısının bedelini yatırarak, eksik günler tamamlandığında, derhal emekli olabilmek mümkün. Kadınlar için de en önemli prim borçlanması olanağı doğum borçlanması. DOĞUM BORÇLANMASI NEDİR? Doğum borçlanması, kadın işçilerin doğumdan sonraki 2 yıl içinde sigortalı olmadıkları sürenin primlerini kendi ceplerinden ödeyerek, prim gün sayılarını artırmalarına olanak sağlayan bir haktır. 1) Sadece ilk sigorta girişinden sonra doğan çocuklar için doğum borçlanması yapılabiliyor. Staj için yapılan sigorta girişi de kabul ediliyor. 2) Her bir çocuk için 2 yıla kadar (360 x 2= 720 prim gün) doğum borçlanması yapılabiliyor. 3) En çok üç çocuk için doğum borçlanması yapmak mümkün. Dolayısıyla maksimum süre 720 x 3 = 2160 gün. 4) Doğum borçlanması yapılacak süre içinde çocuğun yaşamış olması gerekiyor. Yani çocuk doğumdan 1 yıl sonra vefat etmişse en çok 1 yıllık süre için doğum borçlanması yapılabilir. 5) Doğum borçlanması, doğumdan sonraki 2 yıl içinde prim yatmayan süreler için yapılabiliyor. Örneğin kadın işçi doğumdan 1 yıl sonra çalışmaya başlamışsa o doğum için 1 yıllık çalışmadığı süre kadar borçlanma yapabiliyor. 6) Borçlanma başvurusu yapan işçi, asgari tutar üzerinden ya da daha yüksek bir tutardan primlerini yatırdığında, o primler işçinin sigorta kaydına işleniyor ve işçinin prim gün sayısı artıyor. ‘ÖNCE SİGORTA’ KOŞULU Türkiye’de yüz binlerce kadın, “önce sigorta” koşulu nedeniyle, doğum borçlanması hakkından ya hiç yararlanamıyor ya da bu haktan kısmen (sigortalı olduktan sonra yaptıkları doğumlar için) yararlanabiliyor. Oysa doğum borçlanması için aranan bu koşul, hem Anayasa ile güvence altında olan eşitlik ilkesine, hem de Türkiye’nin sosyolojik ve demografik gerçekleri ile çalışma yaşamının yapısına aykırı. Erkeklere var, kadınlara yok Erkekler askerlik borçlanması hakkından “önce sigorta” koşulu olmadan yararlanabiliyor, yani ilk sigorta girişlerinden önce yaptıkları askerlik hizmeti süresi için askerlik borçlanması yapıp, bu süre için primlerini ceplerinden ödeyip, prim gün sayılarını artırabiliyor. Öte yandan ilk sigorta girişinden önce askerliğini yapan erkekler, askerlik borçlanması yaptıkları takdirde, ilk sigorta giriş tarihlerini askerlik borçlanması yaptığı süre kadar geriye çekme olanağına sahip. Dolayısıyla, sigorta girişi 8 Eylül 1999 ila yaklaşık olarak mart 2001 arasında olan ve askerliğini sigorta girişinden önce yapmış erkekler askerlik borçlanması yaptıkları takdirde, ilk sigorta giriş tarihlerini 8 Eylül 1999 öncesine çekip, EYT düzenlemesinin kapsamına girip yaş koşulu aranmaksızın hem de eksik primlerini askerlik borçlanması ile tamamlayıp emekli olabilecekler. Erkekler bir taş ile iki kuş vurabilecekken, kadınlar sigorta girişinden önceki doğumları için borçlanma yapamayacakları gibi sigorta giriş tarihlerini de geriye çekemeyecekler. Dolayısıyla kadınlar hem eksik primleri tamamlama hem de EYT düzenlemesinin kapsamına girme bakımından ayrımcılığa uğrayacaklar. Bu yüzden doğum borçlanmasında aranan “önce sigorta” koşulunun kaldırılması, Anayasa ile güvence altına alınmış “eşitlik ilkesi” gereği, Türkiye’nin kadınlara borcudur. 2) Sigortasız çalıştırılan kadınlara çifte mağduriyet 22 Ocak İçerik Kaynağına Git 04:26 Türkiye'nin kadınlara doğum borçlanması hakkı borcu var! Doğum borçlanmasında aranan ‘önce sigorta' koşulunun kaldırılması, Anayasa ile güvence altına alınmış ‘eşitlik ilkesi' gereği, Türkiye'nin kadınlara borcudur. Onur BAKIR Sendika Uzmanı Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) ile ilgili yapılması beklenen yasa değişikliği, bu sorunu yaşayan kesimlerde büyük bir heyecan yarattı. Ancak bu değişiklik yapılsa, yani ilk sigorta girişi 8 Eylül 1999’dan önce olanlar için emeklilikte aranan yaş koşulu kaldırılsa bile, emekli olamayacak kayda değer bir nüfus var. Emeklilikte sadece yaşa değil prime de takılan, yaş koşulu aranmasa bile emekli olmak için gereken sigorta prim gün sayısı koşulunu karşılayamadığı için emekli olamayan bu grubun çok büyük çoğunluğunu da kadınlar oluşturuyor. Bu yazıda, bu sorunu yaşayan kadınların mağduriyetini bir nebze olsun giderebilecek bir talebi, yani doğum borçlanması için aranan “doğumun sigorta başlangıcından sonra gerçekleşmiş olması” koşulunun kaldırılmasını ele alacağım. Altını çizerek belirtmek isterim ki, bu kısmi ve sınırlı bir çözüm. Kadınların emeklilik ile ilgili yaşadığı devasa sorunların çözülebilmesi için çok daha kapsamlı ve kapsayıcı bir reforma ihtiyaç var. Bununla birlikte, ortada hem yasal hem toplumsal bakımdan çok büyük bir haksızlık da var. Tam da bu yüzden, bu yazı, az önce belirttiğim bütüncül bir reform ihtiyacını göz ardı etmeden, bu haksızlığın acilen giderilmesi gerektiğini; yasal, toplumsal, iktisadi, demografik ve istatistiki dayanakları ile göstermeyi amaçlıyor. EMEKLİLİKTE YAŞA TAKILAN KADINLAR 1999’da yapılan değişiklikten önce yaş koşulu yoktu. Örneğin kadın işçiler, 20 yıl sigortalılık süresini ve 5 bin gün sigorta primini doldurduğunda emekli olabiliyordu. Ancak 1999’ta DSP-MHP-ANAP koalisyonu döneminde yapılan değişiklikle hem yaş koşulu getirildi hem de doldurulması gereken prim gün sayısı artırıldı. Bu nedenle 8 Eylül 1999’dan önce sigorta girişi olan kadınlar işçiler için emeklilik yaşı 40 ila 56 yaş arasında, prim gün sayısı ise 5.000 ila 5.975 gün arasında değişiyor. Sigorta giriş tarihi ne kadar geç ise yani 1999’a ne kadar yakınsa, emeklilik yaşı ve prim koşulu da o kadar yükseliyor. Kendi hesabına çalışanlar ve kamu çalışanları için prim gün sayısı 7.200, emeklilik yaşı ise 40 ila 58 arasında değişiyor. EYT düzenlemesi yapıldığı ve 8 Eylül 1999 öncesi sigorta girişliler için yaş koşulu kaldırıldığı takdirde, prim gün sayısını doldurmuş ancak henüz yaşını doldurmamış kadınlar derhal emekli olabilecekler. EMEKLİLİKTE PRİME TAKILAN KADINLAR Gelelim emeklilikte hem yaşa hem prime takılan kadınlara. Kadın işçiler örneği üzerinden gidecek olursak 5.000 ila 5.975 gün arasında değişen prim gün sayısı henüz dolmamış olanların emekli olabilmesi için ise önce eksik primlerini tamamlaması gerekiyor. EYT’li olabilecekler havuzunda yer alan yaklaşık 2 milyon kadın işçinin ortalama prim gün sayısı 3.727 gün. Bu grupta yer alan kadın işçilerin emekli olabilmesi için gereken prim gün sayısı 5.000 ila 5.975 gün arasında değiştiği için; bu ortalama prim gün sayısı, yaş koşulu kaldırılsa bile yüz binlerce kadının prim koşulunu henüz yerine getirmediği için emekli olamayacağını gösteriyor. Kendi hesabına çalışanlar (4-b) ile kamu çalışanları (4-c) içinde aynı durumda olanlar da eklendiğinde, emeklilikte yaştan kurtulsa bile prime takılacakların sayısı çok daha artıyor. EKSİK PRİMLERİ TAMAMLAMANIN ÜÇ YOLU Gelelim asıl meseleye. Bu kapsamda olan yani emeklilikte yaş engeli kalksa bile prime takılan kadın işçilerin emekli olabilmeleri için eksik prim gün sayılarını tamamlamaları gerekiyor. Eksik günleri tamamlamak için de üç yol var: Sigortalı çalışmak, Koşulları mevcutsa isteğe bağlı sigorta yapmak, Prim borçlanması yapmak. İlk iki seçenekten birinin tercih edilmesi halinde, emekli olabilmek için prim gün sayısının tamamlanmasını beklemek gerekiyor. Borçlanma yapmak ise daha avantajlı çünkü, prim borçlanması yaparak, yani eksik prim gün sayısının bedelini yatırarak, eksik günler tamamlandığında, derhal emekli olabilmek mümkün. Kadınlar için de en önemli prim borçlanması olanağı doğum borçlanması. DOĞUM BORÇLANMASI NEDİR? Doğum borçlanması, kadın işçilerin doğumdan sonraki 2 yıl içinde sigortalı olmadıkları sürenin primlerini kendi ceplerinden ödeyerek, prim gün sayılarını artırmalarına olanak sağlayan bir haktır. 1) Sadece ilk sigorta girişinden sonra doğan çocuklar için doğum borçlanması yapılabiliyor. Staj için yapılan sigorta girişi de kabul ediliyor. 2) Her bir çocuk için 2 yıla kadar (360 x 2= 720 prim gün) doğum borçlanması yapılabiliyor. 3) En çok üç çocuk için doğum borçlanması yapmak mümkün. Dolayısıyla maksimum süre 720 x 3 = 2160 gün. 4) Doğum borçlanması yapılacak süre içinde çocuğun yaşamış olması gerekiyor. Yani çocuk doğumdan 1 yıl sonra vefat etmişse en çok 1 yıllık süre için doğum borçlanması yapılabilir. 5) Doğum borçlanması, doğumdan sonraki 2 yıl içinde prim yatmayan süreler için yapılabiliyor. Örneğin kadın işçi doğumdan 1 yıl sonra çalışmaya başlamışsa o doğum için 1 yıllık çalışmadığı süre kadar borçlanma yapabiliyor. 6) Borçlanma başvurusu yapan işçi, asgari tutar üzerinden ya da daha yüksek bir tutardan primlerini yatırdığında, o primler işçinin sigorta kaydına işleniyor ve işçinin prim gün sayısı artıyor. ‘ÖNCE SİGORTA’ KOŞULU Türkiye’de yüz binlerce kadın, “önce sigorta” koşulu nedeniyle, doğum borçlanması hakkından ya hiç yararlanamıyor ya da bu haktan kısmen (sigortalı olduktan sonra yaptıkları doğumlar için) yararlanabiliyor. Oysa doğum borçlanması için aranan bu koşul, hem Anayasa ile güvence altında olan eşitlik ilkesine, hem de Türkiye’nin sosyolojik ve demografik gerçekleri ile çalışma yaşamının yapısına aykırı. Erkeklere var, kadınlara yok Erkekler askerlik borçlanması hakkından “önce sigorta” koşulu olmadan yararlanabiliyor, yani ilk sigorta girişlerinden önce yaptıkları askerlik hizmeti süresi için askerlik borçlanması yapıp, bu süre için primlerini ceplerinden ödeyip, prim gün sayılarını artırabiliyor. Öte yandan ilk sigorta girişinden önce askerliğini yapan erkekler, askerlik borçlanması yaptıkları takdirde, ilk sigorta giriş tarihlerini askerlik borçlanması yaptığı süre kadar geriye çekme olanağına sahip. Dolayısıyla, sigorta girişi 8 Eylül 1999 ila yaklaşık olarak mart 2001 arasında olan ve askerliğini sigorta girişinden önce yapmış erkekler askerlik borçlanması yaptıkları takdirde, ilk sigorta giriş tarihlerini 8 Eylül 1999 öncesine çekip, EYT düzenlemesinin kapsamına girip yaş koşulu aranmaksızın hem de eksik primlerini askerlik borçlanması ile tamamlayıp emekli olabilecekler. Erkekler bir taş ile iki kuş vurabilecekken, kadınlar sigorta girişinden önceki doğumları için borçlanma yapamayacakları gibi sigorta giriş tarihlerini de geriye çekemeyecekler. Dolayısıyla kadınlar hem eksik primleri tamamlama hem de EYT düzenlemesinin kapsamına girme bakımından ayrımcılığa uğrayacaklar. Bu yüzden doğum borçlanmasında aranan “önce sigorta” koşulunun kaldırılması, Anayasa ile güvence altına alınmış “eşitlik ilkesi” gereği, Türkiye’nin kadınlara borcudur. 2) Sigortasız çalıştırılan kadınlara çifte mağduriyet TÜİK’in son yayımlanan yıllık verilerine (2021) göre, erkeklerde sigortasız istihdam oranı yüzde 25,9 iken kadınlarda bu oran yüzde 35,9. Biraz geriye gittiğimizde kadınların kayıt dışı istihdamının çok daha yüksek olduğu, kadın ve erkekler arasındaki farkın çok daha büyük olduğunu görüyoruz. Örneğin 1989 yılında istihdamdaki kadınların yüzde 83’ü sigortasız iken, erkeklerde bu oran yüzde 48’di. Bir başka deyişle, bugün emeklilikte yaşa takılanların birçoğunun çalışma yaşamına girdiği 1980 ve 1990’larda kadınlar için sigortalı çalışma istisna, sigortasız çalışma kuraldı. Hal böyle olunca, bu gruptaki kadınların birçoğu, doğum ya da doğumlarını ilk sigorta girişlerinden önce yaptı. Bugün itibariyle kısmen değişmiş olsa da birçok çalışma, geçtiğimiz on yıllarda kadınların kayıtlı istihdama ancak evlenip, çocuk sahibi olup, çocuklarının biraz büyüdüğü hatta okul çağına geldiği yaşta girebildiğini, kadınların daha önceki çalışmalarının çok büyük oranda kayıt dışı olduğunu gözler önüne seriyor. Kadınların kayıt dışı istihdama mahkum edilmiş olması, primlerinin, emeklilik haklarının gasbedilmiş olması yetmezmiş gibi, doğum borçlanması için aranan “önce sigorta” koşulu, bu mağduriyeti daha da derinleştiriyor. İşte bu yüzden doğum borçlanmasında aranan “önce sigorta” koşulunun kaldırılması, bu ayıbın bir nebze olsa giderilebilmesi için Türkiye’nin kadınlara borcudur. 3) Evlilik erken yaşta, çocuk bakımı kadınlarda OECD’nin yaptığı bir araştırmaya göre Türkiye’de 0 ile 2 yaş arası erken çocukluk eğitimi ve bakımı için kreş ve anaokulu benzeri kurumlara kayıt oranı yüzde 1’in altında. Türkiye İstatistik Kurumunun Aile Yapısı Araştırması’na göre de hane içinde çocuk bakımı yüzde 94,4 oranında kadınlar tarafından gerçekleştiriliyor. Kreş için 150 kadın işçi şartının arandığı, birçok işletmenin de bu şarta dahi uymadığı Türkiye’de, çocuk sahibi olmak, kadınların çok büyük çoğunluğu için hâlâ çalışma yaşamına geç katılmak ya da bir süre ara vermek anlamına geliyor. TÜİK’in doğum istatistiklerine baktığımızda ise ilk doğumunu 2021 yılında gerçekleştirilen annelerin ortalama yaşının 29,1 olduğunu, 1990 ve 1980’li yıllara gidildiğinde ilk çocuk sahibi olma yaşının ise 20’ye doğru daha da düştüğünü, doğurganlık hızının ise bugüne göre çok daha yüksek olduğunu görüyoruz. Bugün EYT düzenlemesi yapıldığında, yaşa takılmasa bile prime takılacak olan kadınlar hem evlilik hem de ilk çocuk sahibi olma yaşının çok daha düşük, hane başına çocuk sayısının çok daha yüksek, kayıtlı istihdam olanaklarının ise çok dar olduğu bir dönemden geliyor ve bu nedenlerden dolayı yaptıkları doğumların birçoğu sigorta girişlerinden önce. Tam da bu yüzden, yani ülke gerçekleri gereği, doğum borçlanmasında aranan “önce sigorta” koşulunun kaldırılması, Türkiye’nin kadınlara borcudur. 4) Kadınların prim gün sayıları çok daha düşük EYT’li olabilecekler havuzunda yer alan yaklaşık 2 milyon kadın işçinin ortalama prim gün sayısı 3.727 gün. Aynı yaş grubundaki erkek işçilere baktığımızda ise ortalama prim gün sayısının 5.937 gün olduğunu görüyoruz. Bu durumun beş ana nedeni var: Kadınlarda sigortasız istihdamın çok daha yaygın olması, Kadınların sigortalı istihdama daha geç katılabilmesi, Kadınların düzenli, sürekli ve güvenceli işlere daha zor ulaşabilmesi; süreli ve kısmi zamanlı istihdamın kadınlarda daha yaygın olması, Evlilik, doğum ve çocuk bakımı başta olmak üzere birçok nedenle kadınların çalışma yaşamında uzun kesintiler olması, Kadınlarda işsizlik oranının daha yüksek, işsiz kalma süresinin daha uzun olması. Bütün bu nedenlerden dolayı, EYT düzenlemesi yapıldığında, prim eksiği nedeniyle emekli olamacak kadınların oranı, emekli olamayacak erkeklerin oranına göre çok daha yüksek. Çalışma yaşamında ve toplumsal yaşamdaki eşitsizliklerin sosyal güvenliğe büyüyerek yansıdığı Türkiye’de, doğum borçlanmasında aranan “önce sigorta” koşulunun kaldırılması, Türkiye’nin kadınlara borcudur. SONUÇ: EYT DÜZENLEMESİNE BİR CÜMLE EKLENMELİ! EYT düzenlemesine eklenecek bir cümle ile doğum borçlanmasında aranan “önce sigorta” koşulu kaldırılabilir, yüz binlerce kadına sigortalılık öncesi doğumları için de borçlanma yapma hakkı tanınabilir. Bu düzenleme ile birlikte -daha önce de yapıldığı gibi- kamu bankaları ya da PTT aracılığıyla, kadınlara, taksitleri bağlanacak emekli maaşlarından kesilmek üzere doğum borçlanması kredisi de sağlanmalıdır. Bu bir lütuf değil, yıllarca gasbedilmiş bir hakkın teslim edilmesidir!
Advert
Yorum
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Gazeteci, sunucu ve yazar Halit Kıvanç, 97 yaşında hayatını kaybetti
Gazeteci, sunucu ve yazar Halit Kıvanç, 97 yaşında hayatını kaybetti
Dışarıda kara kış, Kuşadası’nda dayanışma var”
Dışarıda kara kış, Kuşadası’nda dayanışma var”